Kur'an-ı Kerim NEBE Suresi

share on facebook  tweet  share on google  print  
NEBE Suresini Arapça ve Türkçe olarak okuyabilir, dinleyebilirsiniz. Ayrıca bir alt satırdaki mp3 dinle menüsünün altındaki NEBE Suresini mp3 olarak bilgisayarınıza indirebilirsiniz.
direction_left
direction_right

Kur'an Dinle

Kur'ân dinlemeye başlamak için bir Hafız seçiniz.
Hafız Abu Bakr al Shatri sesinden NEBE Suresi dinle!
Hafız Maher Al Mueaqly sesinden NEBE Suresi dinle!
Hafız Mishary AlAfasy sesinden NEBE Suresi dinle!
78 - NEBE suresini bilgisayarına indir
NEBE

Bismillâhirrahmânirrahîm

Birbirlerine neyi soruyorlar?
Büyük haberden.
Ki onlar, onun hakkında ihtilâf içindeler.
Hayır, yakında bilecekler.
Sonra, hayır yakında bilecekler.
Arzı döşek kılmadık mı?
Ve dağları (yeri sabit tutan) kazıklar (yapmadık mı?)
Ve Biz, sizi çift olarak yarattık.
Ve uykunuzu dinlenme zamanı kıldık.
Ve geceyi libas (örtü) kıldık.
Ve gündüzü maişet (geçim) zamanı kıldık.
Ve sizin üstünüzde sağlam (kuvvetli) yedi kat bina ettik.
Ve (orada) pırıl pırıl ışık saçan bir kandil yaptık.
Ve yağmur bulutlarından şarıl şarıl akan su indirdik.
Onunla taneler ve nebatlar çıkaralım diye.
Sarmaş dolaş olmuş (içiçe) bağlar ve bahçeler (oluşsun diye).
Muhakkak ki fasıl (ayrılma) günü, (önceden) tayin edilmiş bir vakitti.
Sur’a üflendiği gün artık siz bölük bölük geleceksiniz.
Ve sema açılmış, böylece kapılar oluşmuştur.
Ve dağlar yürütülmüş, böylece serap olmuştur.
Muhakkak ki cehennem mirsad olmuştur.
Azgınlar için meab (sığınılacak yer) olarak.
(Onlar) orada bütün zamanlar boyunca kalacak olanlardır.
Orada bir serinlik ve bir içecek tatmazlar.
Gassak (irin) ve hamimden (kaynar su) başka.
Uygun bir ceza (karşılık) olarak.
Muhakkak ki onlar bir hesap ummuyorlardı.
Ve âyetlerimizi tekzip ederek yalanladılar.
Ve Biz, herşeyi yazarak saydık (tespit ettik).
Haydi (azabı) tadın! Size artık azaptan başkasını artırmayacağız.
Muhakkak ki, muttakiler (takva sahipleri) için kurtuluş (ve kazanç) vardır.
Bahçeler ve üzüm bağları vardır.
Ve aynı yaşta, şahane endamlı genç kızlar.
Ve içi dolu kadehler vardır.
Orada boş söz ve yalan işitmezler.
(Bunlar) Rabbin tarafından, hesaba karşılık verilen mükâfattır (ihsanlardır).
(Allah) göklerin ve yerin ve onların arasında bulunanların Rahmân olan Rabbidir. (Hiç kimse) ondan bir hitaba mâlik değildir.
O gün, ruh (devrin imamının ruhu) ve (arşı tutan) melekler, saf saf hazır bulunurlar. Rahmân’ın kendisine izin verdiği kişiden başka kimse konuşamaz. Ve (izin verilen) sadece sevap söylemiştir.
İşte o gün (mürşidin eli Hakk'a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah'a ulaşmayı dileyen) kişi, kendisine Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm'i) yol ittihaz eder. (Allah'a ulaşan kişiye Allah) meab (sığınak, melce) olur.
Muhakkak ki, sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi, elleri ile takdim ettiği şeye bakacak. Ve kâfir olan: “Keşke ben toprak olsaydım.” diyecek.
0
سورة الـنبإ
bismillah
عَمَّ يَتَسَاءلُونَ ﴿١﴾
عَنِ النَّبَإِ الْعَظِيمِ ﴿٢﴾
الَّذِي هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ ﴿٣﴾
كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ﴿٤﴾
ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ﴿٥﴾
أَلَمْ نَجْعَلِ الْأَرْضَ مِهَادًا ﴿٦﴾
وَالْجِبَالَ أَوْتَادًا ﴿٧﴾
وَخَلَقْنَاكُمْ أَزْوَاجًا ﴿٨﴾
وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا ﴿٩﴾
وَجَعَلْنَا اللَّيْلَ لِبَاسًا ﴿١٠﴾
وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشًا ﴿١١﴾
وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا ﴿١٢﴾
وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا ﴿١٣﴾
وَأَنزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَاء ثَجَّاجًا ﴿١٤﴾
لِنُخْرِجَ بِهِ حَبًّا وَنَبَاتًا ﴿١٥﴾
وَجَنَّاتٍ أَلْفَافًا ﴿١٦﴾
إِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ مِيقَاتًا ﴿١٧﴾
يَوْمَ يُنفَخُ فِي الصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا ﴿١٨﴾
وَفُتِحَتِ السَّمَاء فَكَانَتْ أَبْوَابًا ﴿١٩﴾
وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا ﴿٢٠﴾
إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا ﴿٢١﴾
لِلْطَّاغِينَ مَآبًا ﴿٢٢﴾
لَابِثِينَ فِيهَا أَحْقَابًا ﴿٢٣﴾
لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا ﴿٢٤﴾
إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا ﴿٢٥﴾
جَزَاء وِفَاقًا ﴿٢٦﴾
إِنَّهُمْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ حِسَابًا ﴿٢٧﴾
وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا كِذَّابًا ﴿٢٨﴾
وَكُلَّ شَيْءٍ أَحْصَيْنَاهُ كِتَابًا ﴿٢٩﴾
فَذُوقُوا فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا ﴿٣٠﴾
إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا ﴿٣١﴾
حَدَائِقَ وَأَعْنَابًا ﴿٣٢﴾
وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا ﴿٣٣﴾
وَكَأْسًا دِهَاقًا ﴿٣٤﴾
لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّابًا ﴿٣٥﴾
جَزَاء مِّن رَّبِّكَ عَطَاء حِسَابًا ﴿٣٦﴾
رَبِّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الرحْمَنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا ﴿٣٧﴾
يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلَائِكَةُ صَفًّا لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ الرحْمَنُ وَقَالَ صَوَابًا ﴿٣٨﴾
ذَلِكَ الْيَوْمُ الْحَقُّ فَمَن شَاء اتَّخَذَ إِلَى رَبِّهِ مَآبًا ﴿٣٩﴾
إِنَّا أَنذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَنِي كُنتُ تُرَابًا ﴿٤٠﴾
٠
Üye Girişi
e-posta
Parola
Beni hatırla